Kitap — ABDULLAH MİRAÇ BÜKEY
Küreselleşme Sürecinde Yoksulluk Meselesi
Yunus Budak, Şirin Nas, Yıldıray Şahin, Yusuf Ziya Yıldırım, Yunus Emre Ökmen, Halil Zafer
Künye
- Yazar
- Abdullah Miraç Bükey
- Yayınevi
- SEPDER Yayınları
- ISBN
- 978-975-368-670-9
- Sayfa Sayısı
- 118
- Dil
- Türkçe
- Yayım Tarihi
- Eylül 2021
Yayın Hakkında
İnsanlar, toplumlar ve devletler arasındaki karşılıklı iletişim ve etkileşimin artması hâlini ifade eden “Küreselleşme” mefhumu, 20 ve 21. asrın sosyal bilimler literatürünün belki de en çok kullanılan kavramlarından birisidir. 1960’lı yıllarda küresel müesseselerin tesis edilmesi, 1980’li yıllardan itibaren ise serbest piyasa ekonomisine geçiş yapan ülke sayısının seri bir şekilde artması “küreselleşme” olarak adlandırılan sürecin tüm dünyayı tesiri altına alma ivmesini de artırmıştır. Mezkur süreç tüm dünyayı olduğu gibi; siyasetten ekonomiye, teknolojiden iletişime ve demografiden kültüre insanla alakadar her sahayı da işgal etmeyi başarmıştır. Bu sahalardan biri olan ekonomiye olan tesiri ise küreselleşmenin makro ve mikro ölçekteki her bir ekonomik tabaka arasındaki makası açarak küçük bir azınlığa fayda sağladığı ve büyük bir çoğunluk için de yoksulluk ürettiği hususundaki müzakerelerdir.
Yoksulluk yalnızca küreselleşme dönemi sonrası değil; tarihinin ilk zamanlarından günümüze değin insanı her daim meşgul edebilmiş ve hala meşgul etmekte olan sosyal bir mesele olagelmiştir. Her sosyal mesele gibi, yoksulluğun da sebep ve sonuçları psikolojik, sosyolojik, kültürel, siyasal, dinî, teknolojik ve iletişimsel boyutlar ihtiva etmektedir. Bu hâliyle yoksulluk problemi çok yönlü olarak ele alınması elzem olan bir olgudur.
Bu bağlamda kitabımızda yoksulluk meselesi, bilhassa küreselleşme sürecinde şekillenen kıvamı ile hem kavramsal hem ampirik hem de disiplinler arası boyutu ile iletişim alanındaki zeminiyle birlikte mevzu-u bahis edilmiştir. Bu doğrultuda kitapta ilk olarak küreselleşme ve küreselleşme sürecinin bir ürünü olan Neoliberal politikaların yoksulluk ile ilişkisi kavramsal zeminde, ardından bazı ülke örnekleri, dezavantajlı gruplar ve uygulamalar üzerinden ampirik çerçevede ve son olarak da iletişim alanındaki yansımaları yönünden ele alınmıştır.